Covıd-19 güncel sanatı nasıl etkiledi?

 

Ülkelere göre tarihler farklılık gösterse de, ortalama aynı zamanlarda bir çok yönden hayat durağan hale getirildi. Üretimde olduğu gibi; sanat dünyası da önlem almak zorunda kaldı, kültür-sanat sektöründe etkinliklerin iptali ve ertelenmesi gecikmedi. Bu durum, hem finansal açıdan hem de üretim ve yaratıcılıkta da farklı sonuçlar doğurmaya sebep oldu. Finansal açıdan, belirli kuruluşların (ülkelere göre farklılık gösterse de) hükümet tarafından destekleneceği dile getirilse de içinde çok fazla özel/bağımsız kuruluşun bulunduğu bu alan, en başta saha çalışanları ya da ziyaretçi ilişkileri alanındaki personellerini işten çıkartarak operasyon düzenlemelerine başladı. Çalışan açısından normal hayatın değişimi oldukça hızlı oldu. Öte yandan kurum ve kuruluşların hedeflediği etkinliklerin ve festivallerin iptalinin yanı sıra, sinema ve tiyatroların da kapatılması izleyicilere de ufak bir dokunuşla evde kal mesajı verdi.

Aynı zamanda, yine sanat sektörünün işleyişindeki en önemli zincirlerden biri olan müzeler, galeriler ve bienaller de aynı şekilde etkilenerek hizmet vermeyi durdurdu. Aslında, bu durum birçok yeniliği beraberinde getirirken şaşırtıcı haberlere de sebep oldu. Bizler sağlığımız için evlerimizde otururken insanoğlu daha ne kadar kötü olabilir sorusunun cevabını da öğrenmiş olduk. Vincent van Gogh’un tahmini değeri 5 milyon sterlin kadar olan bir tablosu, şu anda koronavirüs pandemisi nedeniyle kapalı olan bir Hollanda müzesinden çalındı. Groninger Müzesinin koleksiyonunda bulunan bu tablo, kısa süreliğine sergilenmek için Singer Müzesine götürülmüştü. Tarihinde herkes tarafından görülmek ve paylaşılmak hedefiyle üretilen eserlerin günümüzde masum gözüken kapitalist çerçevede sağa sola dolaştığı yetmiyormuş gibi bu sefer eserin yerini bilemez hale geldik.

Ayrıca, müzelerin kapatılması, kendi iç işleyişlerinin ve yapılan yıllık planların bu derecede aksaması kuruluşlar dışında sanatçılar için de mağduriyet sebebi oldu. Sergilenme planı olan eserlerin tarihlerinin aksaması ve hatta süreç iptalleri sanatçıları başlarda demoralize etti. Hızlıca ayak uydurup durumu avantaja dönüştüren sanatçılar da var. Küresel kriz karşısında adapte olmaya ve yenilik üretmeye devam ediyorlar. Evlerden çıkmamaya özen gösterdiğimiz bu dönemde, sanatçıların normal hayattaki koşturmacalardan uzaklaşması, kendi içlerine yönelmelerine fırsat tanıyordur. Ben üretimin artacağını ve bu süreç bittikten sonra alanın daha çok büyüyeceğini umut ediyorum.

Sanatın sergilendiği kapalı alanların kapanmasıyla sunum alanları genişledi, sanatçılar çalışmalarının etki yolunu değiştirdi ve sokağa çıktı. Karantina süreci sokak sanatçılarına en güncel konu oldu. Covid-19’a dikkat çekmek ve onunla başa çıkmak için ufak tefek hatırlatmalar yapan bu çalışmalar, sokağa çıkan insanların karşısına çıkıyor ve sanat yine amacına ulaşıyor. Öte yandan, evlerinde konser veren, kameralı görüşmeleriyle stand-uplarına devam eden birçok sanatçının yanında, performans sanatçıları da dijitalden izleyicilere ulaşıyor. Canlı yayınlar hatta kameralı görüşmeleriyle atölyelerine devam eden sanatçılar da izleyicileriyle iletişimi kesmemenin en tatlı yolunu bulmuş gibi. Bu durum hem sanatçı için hem de katılımcılar için ayrı bir deneyim. Yapılan sanatın yanı sıra, ileride karantinayı daha hoş hatırlamaya sebep olacak harika bir anı

Bizlerin de teknolojik cihazları elimizden düşürmememiz ve her boş anımızda sayfadan sayfaya atlarken karşımıza çıkan her farklı haber, video gibi şeyler sayesinde farklı sanatçıları keşfetmemiz oldukça kolay hale geldi. Müzeler de kapatıldıktan sonra ziyaretçileri ile iletişimi koparmamak ve hala daha erişilebilir olmak için mobilize oldu. Normalde sayılı dijital müzeye sahipken, şu anda çoğu müzeye internet üzerinden ulaşabilir olduk. İçinde bulunduğumuz durum gereği, bir müze için başarılı bir vizyon olsa da benim pek tercih etmediğim bir gezi türü. Normalde Google Images’e yazdığım zaman gördüğüm eserin fotoğrafından farklı olmadığını, gidip gezilmesi gerektiğini düşünüyorum. İletişim açısından farklı yollara başvurup; sanatçılar, küratörler ve rehberlerle yayınlanan podcastler, sanıyorum ki daha tatmin edici. Olağan ve pandemi süreci bittikten sonra gezilebilecek müzelerin online görüntüsündense yeni üretilmişleri dinlemek paylaşım açısından da güncel konuma oturtulabilir. Hem panel tartışması hem de sesli rehber gibi olan bu kayıtlar, herkes tarafından ulaşılabilir.

Keyif ve hobileri bir yana bıraktığımızda, sanatın kapitalist yanı da Corona’ya yenik düşmedi. Galeriler de kendi müzayedelerini online hale getirdiler. Aslında, bu durum yine herkes için erişilebilir oldu, ki bu durum bence iyi. Oturduğumuz yerden, normalde yurtdışında satışa sunulan bir eseri, ülkemize çekebilme fırsatımız oldu. Yayılımın artmasına büyük olanak sağlandı ve daha çok sanatçıyla karşılaşabilir olduk.

Çağdaş sanat, günümüzde bulunduğu ortama göre şekil alabilen bir alan. Kaybettiği pazarlar da olsa, adaptasyonu hem sanatçılar hem de izleyiciler tarafından sağlanabilir. Kişinin kendini ifade biçimi ve izleyicinin ne aldığı özellikle bu dönemde ve bu dönemden sonra daha da spesifikleşebilir. Bu karantina süreci boyunca adaptasyon sağlayabildiği gibi bu dönemden sonra da şekillenmeye ve ayak uydurmaya müsait bir alanda bulunacak. Artmış olan üretimlerin yönleri, şekilleri ve hatta konuları da aynı yönde açılacaktır.

 Sanatın her haliyle hayatımızda bulunduğunu anladığımız bu günlerde, kaçmak neredeyse imkansız hale geldi. Üretimlerin arttığı gibi paylaşımlar da arttı ve sanatın değer zinciri, edebildiği yerden en iyi şekilde devam ediyor. Üretim ve gelişmelerin iyi olmasının dışında izleyici açısından aynı ilerleme söz konusu olmayabilir. Hükümet görevlileri yeniden açılmayı güvenli bulduğunda, her şey kaldığı yerden devam edemeyebilir. Olağan sergiler kapanış tarihinde kapansa da yeni sergileri gezmeye kimler cesaret edebilecek? Tekrar kocaman binaların içine kapanıp gezmememiz zaman alabilir. Çözüm pratiğinde, dijital süreçteki gelişmeler üzerine daha çok çalışılabilir. Kapitalist taraf zarar görse de sanat için yeni adımlar atılabilir ve belki de sanat tarihine 21. Yüzyıl yaratıcılığı ve teknolojisiyle farklı bir başlıkla girebiliriz. 

Simay Teomete

Görsel: Berkin Üregen

Yorum bırakın