Toplumun bütününde rahatsızlığa, huzursuzluğa ve düzensizliğe yol açan olaylar, oluşumlar ve bireyler tespit edilebilir ve edilmiştir. Sosyal ortamı müthiş derecede derinden sarsan, hatırı sayılır bir korku ortamı oluşturan ve toplumu adeta bir canavarla karşı karşıya kalmışçasına ürküten bir gerçeklik ise seri cinayetler ve failleridir. Bu kişilerin yaptıklarına, hangi sebep ve yöntemlerle yaptıklarından bağımsız olarak en hızlı biçimde bir son vermeleri gerektiği konusunda hem fikir olacağızdır. Bunun kadar kolay bir biçimde hemfikir olamayacağımız bir diğer konu ise, bu sorunun hangi yollarla çözüleceği sorusudur. Pek tabii, bazı kimseler seri katillerin neden bu şekilde davrandıklarını anlamaya kalkışmanın bile içi boş ve bizi sorunun çözümüne götürmeyecek bir uğraş olduğunu düşünecektir. Benzer bir düşünce şeklini terörizm konusunda da izleyebiliriz. Pek çoğu kimse terörizmin neden ortaya çıktığını, kişileri politik emellerle masum insanların hayatlarına son vermeye kadar iten yegane sebebin ne olduğunu anlamayı es geçerek, sorunun çözümünü onları basitçe ortadan kaldırmakta, öldürerek etkisiz hale getirmekte görür. Fakat bunun pek de gerçekçi bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
On yıllardan beri dünyanın çeşitli ülkelerinde terörle mücadele sürmekte, ve belirli bir başarı yakalansa dahi bu yöntem hala kişilerin terörist oluşumlara katılmasına engel olamamakta. Benzer bir şekilde, her ne kadar dünyanın çeşitli ülkelerinde seri katiller yakalanıp kanun önünde cezalandırılsa da, bu yöntem yeni seri cinayet vakalarının oluşumunu engelleyebilen bir konumda değildir. Dolayısıyla, seri cinayet veya terörizm gibi toplumun içerisinde adeta bir hastalık olarak yer etmiş olan olgular, içerisinde bir sürü halka barındıran bir zincirin son halkasını göz önünden kaldırarak mücadele edilecek şeyler değillerdir. Bu gibi olgularla en etkili mücadele yolu, en başında nasıl ortaya çıktıklarını kavrayıp, bu sebepleri ortadan kaldırmaktır.
Bu yazıda seri cinayetin bazı tanımlanış şekillerine göz atıp, içerlerinde sorunsal olarak karşımıza çıkabilecek bazı noktaları tartışmayı hedefliyorum.
Seri cinayetlerden bahsederken, toplum içerisinde daha büyük bir paya sahip olan ‘olağan’ cinayetlerden daha farklı bir şeyden söz ettiğimizi biliriz. Kıskançlık, husumet, hukuki davalar, borç meselesi sebeplerinden işlenen ve ‘olağan’ cinayetler denebilecek cinayetleri, seri cinayetlerden ayrı tutan bir şeyler muhakkak vardır. Fakat, bu farklılığın tam olarak ne olduğuna dair daha açıklayıcı bir kaç şey söylenebilir. Öncelikle, kurban sayısı göz önüne çıkan bir unsurdur. Federal Soruşturma Bürosunun (FBI) (2011: 9) tanımlamasına göre seri cinayet ‘iki veya daha fazla kişinin kanunsuzca ve farklı zamanlarda, ayrı olarak, aynı kişi(ler) tarafından öldürülmesi durumudur’. Öncelikle bu tanımlamada daha derinlemesine incelenmesi gereken en az iki unsur tespit edebiliriz. Muhtemelen ilk göze çarpanı, seri cinayet vakalarının, seri cinayet vakaları olarak adlandırılabilmeleri için içerisindeki tekil cinayetlerin farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği ile ilgili olanıdır. Bununla tam olarak ne kast edilmek istendiğini iyi anlamak gerekli. Seri cinayet vakası olan cinayetlerde, en azından bu tanımlamaya göre, ‘…zamansal bir ayrım…’ (2011:8) gözetilmektedir. Örneğin, bu tanımlama altında 10 dakikalık bir süre içerisinde 8 kişinin ölümüne yol açmış bir cinayet vakası, seri cinayet olarak adlandırılamaz; bu vakanın doğru adlandırılış biçimi toplu cinayet olur. Aynı şekilde, çoğu terör eyleminde şahitlik ettiğimiz gibi, bir canlı bombanın birden fazla kişinin yaşamına son vermesi sonucunda, bu saldırının failine seri katil ismini yakıştırmaz, bu kişiye toplu cinayet faili deriz. Dolayısıyla, toplu cinayet vakalarını seri cinayet vakalarından ayıran yegane nokta olarak bu unsuru gösterebiliriz. İşe yarar bir ayrımı temellendirmemizi kolaylaştırdığı için seri cinayet tanımlamalarında, fail olan kişi veya kişilerin işledikleri cinayet veya cinayetler arasına belirli bir süre koymasının veya bazı kaynaklarda geçtiği gibi bir ‘yatışma süreci’ geçirmesinin gözetilmesi pek de sorunlu değil gibi. Şimdi değerlendirilmesi gereken bir diğer unsura dönmek istiyorum.
Belki de budalaca gelecek bir soru olarak şunu sormak istiyorum: seri cinayet vakalarının tanımlanmasında, neden birden fazla kurban olmasını gözetiyoruz? Böylesi bir soruya basitçe ‘seri cinayetin’ adı üstünde belirli bir ‘seriye’ bağlı olması gerektiğini, tek bir kurbanın bir dizi veya seri belirtmediğini söyleyebiliriz. Bu sorunun bu kadar basitçe atlatılabildiği bazı bağlamlar olsa da, cevaplanması daha zor bağlamlar da olabileceğini göstermek istiyorum. Öncelikle şu açık: tek bir kurban gerçekten de bir seri belirtmez. Fakat yalnızca tek bir cinayet işlemiş ve yakalanmış bir katili düşünelim. Örneğin, halk arasında ‘Mobilyacı Katili’ olarak adlandırılmış S.A.D. isimli failin 5 Mayıs 1998’deki ilk cinayetinin ardından yakalandığını düşünelim. Bu durumda S.A.D. hiçbir zaman bir seri katil olarak tanımlanmaz ve belki de ‘Mobilyacı Katil’ ismini hiç almazdı. Bu durumda emniyet güçleri ve soruşturmayı yürüten kişiler, S.A.D.’nin 5 Mayıs 1998’de işlediği cinayeti kişisel bir husumete, bir namus davasına ya da herhangi bir diğer nedene bağlayarak bu cinayete bir açıklama getirmek isteyeceklerdir. Fakat başarı sağlamaları pek de olası gözükmez. Lakin S.A.D., işlediği diğer iki cinayette olduğu gibi 5 Mayıs 1998’de işlediği ilk cinayette de bir mobilyacı tarafından tecavüze uğrayan çocukluk arkadaşının intikamını almak için rastgele girdiği mobilya dükkanlarının sahiplerini öldürüyordu. Dolayısıyla, rastgele seçilmiş olan ve 5 Mayıs 1998’de S.A.D.’nin kurbanı olan A.O.B.’nin kendi katili ile hiçbir husumeti, davası veya uzlaşmazlığı yoktu. Katil yalnızca bir mobilyacı dükkanın sahibi olduğu için A.O.B.’yi kendine kurban olarak seçmişti. Bu rastgelelik, seri cinayet vakalarının çoğunda izlenebilen bir özelliktir. Fakat az önce düşün deneyini yaptığımız gibi vakalarda da bir rastgelelik söz konusudur; ama yine aynı şekilde bu gibi tek kurbanlı ve rastgele olarak işlenmiş cinayetleri de seri cinayet olarak adlandırmamak gerekir. Bu gibi vakalara nasıl ‘olağan’ cinayet denemezse, seri cinayet de denemez. Seri cinayetlerle benzeşen motivasyonlarla, ve hatta farklı kurbanların olabileceğine işaret edecek derecede rastgele işlenmiş cinayetler, olağan olmadığı gibi seri de değildir. Muhtemelen bu gibi vakalar için yeni bir adlandırma düşünülmelidir, fakat bu iş bu yazının amacının dışında kaldığı için şu şekilde çözümlemek istiyorum: seri cinayetler ile benzerlikler gösteren tek kurbanlı cinayet vakaları, seri cinayet vakaları olamamalarıyla birlikte olağan cinayet vakaları da değillerdir, muhtemelen seri cinayet vakası olmaya teğet geçmiş veya başka tür bir cinayet türünün vücut bulmuş halleridir.
Şimdi ise tanımlamanın dışında kalmış bir unsuru değerlendirmek istiyorum; bu unsur seri cinayet vakalarının içerisindeki tekil cinayetlerinin arkasındaki motivasyondur. Diyelim ki önceki örneğimizdeki gibi belirli bir meslek grubu altında kendine rastgele kurbanlar seçen bir fail ile karşı karşıyayız. Kendine belirlediği meslek grubundan rastgele olarak seçtiği bir kişinin yaşamına son verdikten sonra bu fail, bir gece yarısı hararetli bir tartışma yaşadığı bir kişinin de yaşamına son verdiğini düşünelim. Bu durumda bu kişi bir seri katil midir? FBI’ın tanımlamasına göre bakacak olursak, evet bu kişi bir seri katildir. Nihayetinde aynı kişi, farklı zamanlarda iki kişinin yaşamına son vermiştir. Fakat sağ duyusal olarak bu iki cinayetin aynı kefeye konamayacağını söyleyebiliriz. Bir tanesi önceden tasarlanmış, belirli bir grubu hedef alan ve kurbanı rastgele seçilmiş bir cinayet vakasıyken öteki tamamıyla spontane gelişmiş, kurbanının fail ile belirli derecede husumetinin olduğu bir cinayet vakasıdır. Bunlardan ışıkla kişi şu sonuca varabilir: belirli bir ‘kurban taslağına’ uymayan iki farklı cinayet işleyen kişi(ler) seri cinayet failleri değillerdir. Fakat bu kulağa pek de ikna edici gelmiyor. En nihayetinde, belirli bir kurban taslağına uysun veya uymasın, burada önemli olan failin aynı olmasıdır. Şu zamana kadar literatürde yer etmiş çoğu seri katilin belirgin kurban taslakları olsa da, hiçbir özellik gözetmeden belirli zaman aralıklarıyla cinayet işleyen kişilere seri katil demek yanlış olmayacaktır. Dolayısıyla, burada önemli olan cinayetin kurbanının hangi şekilde seçildiği veya seçilmediği değil, cinayetlerin kim tarafından işlendiğidir.
Tüm bunlardan ışıkla deneme niteliğinde ileri sürmek istediğim tanım şudur: Seri cinayet, birden fazla cinayetin, belirli bir taslağa veya prosedüre uyup uymadığına bakılmaksızın, aynı fail(ler) tarafından, aralarında belirli bir yatışma-süreci olacak şekilde işlenmesi durumudur.
Bu yazıda seri cinayet olgusunun bir tanımı üzerinden farklı sorular sormaya ve onları cevaplamaya çalıştım. Yazının başında da belirttiğim üzere tüm bu projenin öncülü sayılabilecek fikir şudur: toplumsal boyutta korkuya ve rahatsızlığa sebebiyet veren olguların karmaşıklığını ciddiye almayıp, yalnızca görünen kısımlarını göz önünden kaldırmak suretiyle mücadele etmek samimi bir mücadele biçimi değildir. Bu gibi olgularla gerçekten ve daha etkili bir biçimde mücadele etme yolu, bu olguların iç dinamiklerini tamamıyla anlayıp, bu olgulara sebebiyet veren diğer olguları denklemden çıkartmaktır. Bu yazıda seri cinayet olgusunun tanımlanması ile kendimizi meşgul etmiş olduk. Tabii bu fazlasıyla karmaşık olan seri cinayet olgusunu anlamanın ilk adımı olacaktır. Sonraki, ve daha zorlu olacak olan adım ise bu olgunun ilk başta neden ortaya çıktığıdır. İleride yayınlamayı umduğum yazılarımda, bireyleri seri cinayete sürükleyen sebepleri ve seri cinayetin doğasını, halihazırda yapılmış olan psikolojik, kriminolojik ve hatta felsefi çalışmaları da dikkate alarak siz okurlara sunmayı doğru buluyorum.
Ongun Kılıç
Kaynakça
1- Morton, R.J., 2011. Serial Murder: Multi-Disciplinary Perspectives for Investigators, Washington, D.C.: Behavioral Analysis Unit-2, National Center for the Analysis of Violent Crime; Critical Incident Response Group/Federal Bureau of Investigation