Hızlı Moda ve İçsel Sorgulamalar

Son senelerde Amerika’da başlayıp zamanla tüm dünyayı saran bir akım var. Bu akımı tam ne olarak adlandıracağımdan emin olmasam da eminim hepiniz farkındasınızdır. Seneler içinde etrafınızda giderek artan vegan arkadaşlarınız, sıfır atık bir yaşama doğru gidenler ve genel olarak daha yeşil bir dünya için çabalayanlar elbet vardır. New York’ta moda okuyan ve İskender Kebabı çok seven bir Türk olarak, benim çevremde bunlara ek olarak Hızlı Moda düşmanı olan çok insan var. Bu cümleden de çıkarabileceğiniz üzere dünyaya en çok zarar veren iki endüstrinin de içindeyim, hayvancılık ve moda. Bugün size bu ikisinin arasından daha bilgili olduğum moda endüstrisinden ve doğaya zararlarından bahsetmek istiyorum.

Her şeyde olduğu gibi, bahsettiğim çevreci trendlerin Türkiye’ye biraz daha geç geldiğini gözlemliyorum. Özellikle Hızlı Moda’nın çok duyulmamış, duyulsa da anlaşılmamış bir konsept olduğunu fark ettiğim için bu yazıyı yazmak istedim.  En basit açıklaması ile Hızlı Moda sürdürülebilirliği olmayan modadır. Yani siz aldıktan sonra bir sezon sonra eskiyen ve elinizde parçalanan eşyaların hepsi Hızlı Modadır. Ben de dahil olmak üzere, çoğumuzun sık sık gittiği; H&M, Berskha, Zara, Pull n Bear gibi markaların hepsi bunun içindedir. Aldığımız giysilerin çabuk eskimesi bizi kapitalist bir tüketim sisteminin içine çekmenin yanı sıra aynı zamanda doğaya da ciddi manada zarar verir. Bunun en temel sebebi kumaş üretilirken ve boyanırken bu kumaşlarda kullanılan kimyasallardır. Bu kimyasalların kumaştan arınması için çok ciddi miktarlarda su kullanmak gerekir, hatta dünyada en çok su tüketen ikinci endüstri modadır. Zararlar bitti sanıyorsanız hayır bitmedi, dünyadaki karbon salımının yüzde onunun sorumlusu da moda endüstrisi. Aynı zamanda hızlı moda üretiminde insan haklarının ciddi ihmalleri olması da cabası, ama bu başka bir yazının konusu.

Bütün bunları size anlattıktan sonra size bir itirafta bulunmak zorundayım. Benim dolabımın yüzde doksan beşi hızlı moda olarak kategorize edilen giysilerden oluşuyor. “Baba parası” yiyen ve yurtdışında okuyan birisi olarak alışverişe harcayacak çok param kalmıyor. Önümüzdeki yirmi sene alışveriş yapmasam bile bana yetecek kadar kıyafetim olmasına rağmen hiçbir zaman giyecek bir şey bulamıyorum. Çünkü Instagram’da fotoğraf çekildiğim bir giysi ile bir daha fotoğraf çektiremem (inanın ben de bazen kendimden nefret ediyorum). Hem az para hem de gereksiz bir gösteriş merakım olunca Ali Express’ten tut Faruk Ekin’e kadar her yerden alışveriş yapıyorum. Amerika’ya okumaya gitmeden önce bunlar beni rahatsız eden şeyler değildi. Hızlı tükettiğim bu kapitalist sistem beni fazlasıyla mutlu ediyordu. Ama etrafımdaki duyarlı insanlar tarafından bilgilendirildikçe ve dünyaya verdiğim zararı anlayınca hafif bir suçluluk duygusu yaşamaya başladım. Şimdilik suçluluk duysam da alışveriş alışkanlıklarımda çok da bir değişiklik olduğu söylenemez. Sadece her kredi kartımı uzattığımda size bu anlattıklarımı geliyor aklıma. Ardından küçük bir pişmanlık dalgası hızlıca üzerimden gelip geçiyor.

Eğer benden daha vicdanlı bir insansanız ve hızlı modadan kaçmak için neler yapabileceğinizi merak ediyorsanız hemen söyleyeyim. Bir seçenek çoğu ülkede mevcut olup maalesef Türkiye’de henüz mevcut olmayan thrift shoplar. Tam aynı konsept olmasa bile Türkiye’de bunun muadili sayılabilecek ikinci el dükkanları, bit pazarları ve vintage eşya satan dükkanlar gibi seçenekleri değerlendirebilirsiniz. Eğer daha önce başka insanların kullandığı kıyafetleri kullanmaktan rahatsız oluyorsanız yapabileceğiniz başka şeyler de var. Dolabınıza yeni parçalar alırken zamansız ve kaliteli parçalar almak. Bu parçalar daha pahalı olsalar bile, senelerce kullanabileceğimiz için uzun vadede kendi değerlerini çıkarıyorlar. Eğer bu zamansız parçalar sentetik kumaşlardan değil de yün, pamuk gibi kumaşlardan olursa giymeyi bıraktığınızda bile doğada daha kolay çözünebileceği için bir sorun teşkil etmeyecektir. Son olarak eğer hali hazırda elinizde hızlı moda üreten markalardan aldığınız kıyafetleriniz varsa bunları çöpe atmak da bir çözüm değil. Umarım bu yazıyı okuyorsanız bunu söylememe ihtiyacınız yoktur ama sizin çöpe attığınız kıyafetlere ihtiyacı olan bir sürü insan var. Çöpe atmak yerine eski kıyafetlerinizle bir sürü insanı mutlu edebilirsiniz. Bu insanlarla iletişime geçemiyorsanız internetten kendinize yakın kıyafet kumbaralarının yerlerine bakabilirsiniz.

Yazıdan da anlayabileceğiniz üzere amacım kimseye nasihat vermek değil, daha kendi dediklerime ben tam anlamıyla uyamazken sizlere laf etmek ne haddime. Sadece hızlı moda nedir bunun farkında olursanız belki siz de benim gibi biraz suçluluk hissetmeye başlarsınız diye bu yazıyı yazmak istedim. Kim bilir belki de amacım sizleri bilgilendirip kendi suçluluk hissimi biraz da olsa yatıştırmaktı.

Yağmur Özkazanç

Fotoğraf: Tina Dirosa
Styling/Kıyafetler: Yağmur Özkazanç

Yorum bırakın