ağaçsızlığımızı çizerdin
yol kenarı saksılarıyla
sana baktıkça unutmaya dururduk
türkiye para birimi gibi bir sabahta
birkaç dakika falan erkek sesleri
beni saydamlaştır
mutlaka yapabilirsin
oh kurtuldum de uzaklaşsın
gölgemi bırak bana
yokluğunu hiç hissetmedim
sonra bir zaman
gözlerim karanlığa alışsın
evlerin kapılarını sayayım
hepsi yabancılaşsın
1 edeyim, kırayım kapı numaralarını
sokağı dönünce ilkbahardan emanet
pencerelere yaklaşınca geceden kopma
bir şeyler sarardı eskiden çevremi
kesilmiş ağaçları çizerdim, yemyeşil
kalbimi çağırırdım, üzüm asmalarını
kapıları kargaşaya sürüklemek için
düşünürdüm
aralık olurdu
seni o şelalenin yanına çizerdim sonra
derdim yerinde olsam gülmezdim şimdi
çünkü yeşil zaten gülmekten ibarettir
kantarda sevme organım iki kilo gelir
kafamda bir şeylerin değiştirilemezliği
ve yol kenarı saksılarını savunup
kör olmaktan bahseden ellerim
ve sonra yine gelirsin, iki kere
hiçbir şey tanıdık değil
sana dair olandan başka