1-)
o an dünyaya geliyordum
turkuaz denizlerin sahillerinden geçtim
sigara izmaritleri aşıklar balıkçı tekneleri maden ocakları
kimse selamlamadı beni
biraz ayaklarım ıslandı
boklara karışan deniz misina sesleri
birkaç mültecinin sevinci
gözlerim çiçek açıyor bazen
çoğu zaman
bir makine gibi duruyorum insanın kıyısında
ellerim kolonyalı ağzım yüzüm maskeli
kısa gecelerden uyanıyorum
koparmadığım ot kalmadı
bellemediğim toprak
kalabalık marketler
pazar öğleden sonraları terletiyor beni
sorduğun sorunun cevabını bilmiyorum
2-)
daha ne kadar susabilirim
oysa sen de yoksun yanımda
kalın bir duman kaplamış nesneyi
erişemiyoruz doğrusu
mesela ben
kaç kovan açtım geceleri
içindeki çiçekleri saydım mı
kaç gece betonda yattım
kaç polis çıkardılar karşıma
hakkımı elbet alacağım
3-)
kabul et ne olursa olsun yeter ki aşk olmasın dediğini o gün
çünkü aşk şahit olmaktır
ne çıngıraklar ne öğleden sonra gölgeleri beni heyecanlandıyor artık
iki karpuz fidanının büyüdüğüne şahidim
sadece çocukluğumdan bir ağacın hatırası
ve biraz inançla ben de tarih yapabilirim
kimseleri incitmeden bir dize yazılacağını sandığım oldu
şimdi kimseleri kırmak için yazıyorum
bir şeylerin tamir ettirilmediği zamanlardayız değil mi
tek ayağımın üzerinde durup öğretmenlere sövmek istiyorum
uykularım bölündü bütün bunlardan
hiçbirini ertelemedim
anlatamadım anlatamadım
duvarların dibinde mala sesleri
yapılacak ne kadar şey var aslında
yerinde olmasın bir şeyler şimdi
kavga başlasın
dövüşelim