Moda Sanat Sayılabilir Mi?

Moda sanat mıdır, yoksa tüketim hastalığının bir boyutu mu? Moda sektöründe, hafta içi her gün stajyer maaşıyla çalıştığım işimde sık sık sorguladığım sorulardan bir tanesi de bu. Sanırım içinde bulunduğum sektör hakkında kendimi daha iyi hissettirmek için bu sorunun cevabının sanat olduğuna inanmak istiyorum. Gerçi bu yazıyı yazarken giydiğim pijamalarıma bakarken buna inanmak biraz zor. Gelin birlikte karar verelim, moda sanat mıdır yoksa bir batak mı?  

Sonia Delaunay
Dali x Schiaparelli

Bu tartışmaya moda ve sanatın ilişkisini inceleyerek başlamamızı öneriyorum. Seneler içinde markalar ve ünlü sanatçıların iş birliğini gözlemleyebileceğimiz yüzlerce koleksiyon tasarlandı. Bunun en erken ve en önemli örneklerinden bir tanesi de Elsa Schiaparelli ve Salvador Dali’nin birlikte tasarladığı “Organza Dinner Dress with Painted Lobster” adındaki elbise. 1940ların Paris’inde, sürrealist çevrelerde bir araya gelen bu ikilinin işlerini inceleyince birbirlerine yakın frekanslarda olduklarını görmek kolay. Schiaparelli’nin tasarladığı metal böceklerden oluşan kolyesi ve kürk misali saçlarla süslenmiş ayakkabısının insanda uyandırdığı hislerle, Dali’nin “Belleğin Azmi” tablosunun uyandırdığı hisler şüphesiz benzerdir. Tartışmamızı sürdürürken sanatçının tasarımcıyla birleştiği başka bir önemli örnek Sonia Delaunay’ı da inceleyebiliriz. Delaunay 1900lü yıllarda Paris’te çalışmış bir soyut ressam ve tekstil sanatçısı. Sanatını kanvaslara limitlememiş ve “giyilebilir sanat” olarak nitelendirilebilecek parçalar yaratmış bir sanatçı. Çizdiği geometrik tasarımları, kumaşlara işlemek için de kullanan ve bu kumaşlardan çeşitli parçalar üreten Delaunay’ın yarattığı parçaların sanat olmadığını iddia etmek zor. Eserler kumaş bir kanvasa çizildiğinde sanatken, aynısını daha yumuşak bir kumaşa işleyince neden sanat sayılmasın?

Mondrian x Yves Saint Laurent

Sanatın giyilebilir formata dönüştürüldüğü başka önemli anlara Louis Vuitton & Yayoi Kusama, Rodarte & Van Gogh ve Yves Saint Laurent & Mondrian gibi isimlerin koleksiyonları örnek verilebilir. Bunlar Schiaparelli ve Delaunay’ın aksine sanatçıların hali hazırda var olan işlerini kumaş deseni olarak kullanan örnekler. Peki Mondrian’ın bir tablosunu elbise haline getirmek sanat sayılabilir mi? Evet mi, peki ya o zaman Mondrian’ın tablosunu beyaz bir tişörtün üstüne bastırmak sanat mıdır? Bu sorunun cevabı sanatta aradığımız kriterlerin ne olduğuna göre değişir.  Yaratıcılık kriterlerden birisi olabilir ama öznel bir kavram olduğu için yetersiz kalır. Bir kreşe gidip herhangi bir ebeveyne sorarsanız eminim ki çoğu size çocuğunun çok yaratıcı olduğunu, makarnalardan çok güzel resimler yarattığını söyler. Daha MOMA gibi müzelerde asılı boş ve bembeyaz kanvasların (Robert Rauschenberg, White Painting) sanat olup olmadığı konusunda hemfikir olamazken, bu gibi sorulara herkesin ortak noktada buluşabileceği cevaplar bulmak bir hayli zor.

Sanat ve moda iş birliklerini inceledikten sonra sorulması gereken sorulardan bir tanesi de moda tasarımcılarının eserlerinin ve defilelerinin sanat sayılıp sayılamayacağı. Bu noktada, naçizane fikrime göre, moda tarihinin en yetenekli tasarımcılarından birisi olan Alexander McQueen’den bahsetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. McQueen 1999 yılındaki bahar/yaz koleksiyonunda “Dress No 13” adlı bir esere yer verdi. Koleksiyonun son parçası podyuma çıktığında beyaz bir elbiseydi. Elbiseyi giyen balerin Sharlom Harlow dönen bir tahta podyumun ortasında duruyordu. Ardından podyum dönmeye başladı ve podyumun iki yanında duran robotlar elbiseye sprey boya fışkırttı. McQueen defilesini adeta bir performans sanatı gibi tasarlamıştı. Daha güncel bir örnek vermek gerekirse de defilelerindeki her parçayı adeta bir sanat galerisine çıkacakmışçasına tasarlayan Iris Van Herpen’e bakabiliriz. Van Herpen’in tasarladığı parçalar insanları canlı heykellere dönüştürebilecek güzellikteler. Bu örneklere baktıktan sonra modanın sadece kapitalizme hizmet eden bir mekanizma olduğunu iddia etmek güç. Maalesef, “moda” olarak algılanan şeylerin binde biri bile bu kadar etkileyici değil. Çoğumuzun günlük olarak giydiği şeyler yaratıcılıktan ve sanattan uzak, bizi çıplaklıktan kurtarma fonksiyonu ile tasarlanmış parçalar. Durum böyleyken modayı üstün bir sanat formu olarak yüceltmektense, modayla sanatı bir arada işleyebilen tasarımcıları takdir etmek sanırım en doğrusu.

Iris Van Herpen
Alexander Mcqueen

Yağmur Özkazanç

Yorum bırakın